Rüya Nedir ?
16/3/2008Rüya Nedir ?
Geçici ölüm denilen uykuda görülen
garip haller... Niçin ve ne surette rüya görüyoruz? Bu bir fenomendir.
İlk insan'ın yaratılışından bu güne kadar filozoflar, bilim adamları
çeşitli şekillerde açıklamışlar, düşünmüşler, fakat rüyayı kesin bir
şekilde belirleyememişlerdir. Ancak şu kadarını bilmemizde fayda vardır
ki rüya, büyük ve soyut bir dünyadır. Aynı zamanda rüya, öldükten
sonraki yaşantımız ile de ilişkilidir. Bu ilişkiyi yakalamak, temiz
duygu ve ruh temizliğiyle ancak mümkün olabilmektedir. Rüya ile çok
ince gerçekler keşfedilmiş ve sonsuza kadar da keşfedilmeye devam
edilecektir. Chicago üniversitesi uyku araştırmalarından Allan
Rechtschaffen uykunun hiç bir fonksiyonu olmadığını tespit etmiştir.
Adale yorgunluklarının azalmasına rağmen vücudun dinlenmesi için uykuya
ihtiyacı olmadığını söylemiştir. Çünkü vücudumuzdaki hücrelerin kendi
kendilerini tamir etme yeteneği vardır. Araştırmacıların tespitlerine
göre bu esnada faaliyetten uzak olmasına, ya dinlenme veya uyku
durumunda bulunmasına da gerek yoktur. Uyku sırasında alınan EEG
kayıtları üzerinde yapılan incelemelerde beyinde faaliyetsizlik
görülmemiştir. İngiltere Milli Fizik Laboratuarı Kompütür bilimleri
bölümünde psikolog araştırmacı Dr. Evans'a göre uykunun tek maksadı
rüya görmemiz için, zemin hazırlamasıdır. Stanford Tıp Merkezi Uyku
Kliniği doktoru Dr.William Dument'in görüşüne göre ise; rüya görmek son
derece önemlidir. Rüyalar fiziki dengenin oluşmasını sağlanmaktadır.
Rüyanın Bilimsel Tarifi
Biyoloji
süratle gelişirken rüyaları bilinç altındaki beyin olaylarına bağladı.
Ne var ki, rüyaların zamanı aşan farklılıkları kimsenin gözünden kaçmış
değildir. İstisna denerek uzun süre konuya ters açıdan bakıldı. Ünlü
bir bilim adamı "Fizik ve Biyolojide istisna olmaz. Tek bir olayın bile
açıklanması gerekir." hükmü ile metafizik olaylara bilimsel bir kapı
ayarladı. Rüyalar metafizik bir olaydır. İç dünyamızdan doğar. Zaman
ötesi nitelikleri ile birlikte bilinç altına yansıyarak bize ulaşır. Bu
arada bilincin ve şuur altının şekillenme ve fotoğraflarına bürünür.
Zaten eski psikiyatrislerin rüyaları bilinç altı diye nitelendirmesi
onların bu özelliklerinden gelir. Hatta iç dünyadan gelen rüya olayının
bilinç altında doğmaz. İçimizdeki ben den bize gelen mesajlardır. Bunun
önemli delilleri vardır.
1) Rüyalar çok kısa sürede
görülür. Uyandığımız zaman 15 - 20 dakika anlattığımız rüya bilimsel
olarak ispatlanmıştır ki, bir kaç saniyede görülmüştür. İç dünyadaki
kişiliğimizin madde ötesi olması sebebi ile rüyalarda zaman ötesinde
ceyran eder. Birkaç saniyelik süre rüyanın şuur altına, oradan bilince
geçmesi süresidir. Yoksa rüyada zaman sıfırdır.
2)
Rüyalarda bir iç spiker vardır. Gördüğümüz bir rüyayı anlatırken "Bir
şehre gitmiştim. Orası filanca şehirmiş. Bir kimse gördüm o filanca
imiş." dediğimiz zaman bu bilgiyi bize birinin görünmeden söylediğini
fark ederiz. İşte bu spiker iç dünyamızdaki ben, asıl kişiliğimizdir.
3)
Rüyalar bazen açıkça bazen üstü kapalı olaylara bürünmüş olarak
geleceği haber vermektedir. Bilim tarihinde ve günlük hayatımızda
geleceği olduğu gibi gösteren rüyalara sık rastlanmıştır. Bilim
tarihine geçen bu tarz ünlü bir rüya Abraham Linkol' ün rüyasıdır.
Bazı
rüyalar açık değildir şekillere bürünmüş gizlenmiştir. Bu rüyanın şuur
altından geçerken aldığı fotoğraflardan meydana gelen karışık bir
şekildir. Rüya yorumu bu karışık şekillerin analizi anlamını
taşımaktadır. Gelecekten haber veren içimizdeki öz varlığımız, ölümsüz
olan madde ötesi yanımızdır.